Bu hafta ekip, bahar güneşinin etkisiyle yeniden yükselen bir neşeyi anlattı. Kimi mahalle sinemasında korku filmi izledi, kimi gökyüzünden geçen Kanada kazlarını izleyip durdu, kimi de New York’ta rastladığı sanat ve edebiyat parçalarıyla mutlu oldu.
Molly Odintz, Austin Psych Fest’e giderek memleketinde bir araya gelen indie rock ve shoegaze isimlerini izledi. Etkinlik, onun için haftanın en iyi anlarından biri oldu.
Sinema salonunda korku filmi izlemek yeniden büyüsünü gösterdi
Drew Broussard ise dijital alışkanlıkların dışına çıkıp arkadaşlarıyla birlikte sinemada korku filmi izlemeye yöneldi. Bu deneyimin yetişkinlikte de ortaokul yıllarındaki kadar eğlenceli olduğunu söyledi.
Broussard, toplu halde korkmanın, birlikte gülmenin ve aynı salonda bulunmanın kendisine güçlü bir keyif verdiğini ifade etti. Son günlerde izledikleri yapımlar arasında Exit 8, Hokum ve Psycho da yer aldı.
Ayrıca klasik filmi, yazar arkadaşı Leah Rowan ile birlikte izlediğini ve bunu onun yeni kitabı Marion’u kutlamak için yaptığını anlattı.
Gökyüzündeki kazlar ve mahalle üstünden geçen ses
Jonny Diamond ise Kanada kazlarının yılın bu döneminde evlerinin üzerinden çok alçaktan uçtuğunu anlattı. Kuşların Hudson Nehri’ne doğru kuzeye ilerlerken çıkardığı gürültü, onun için doğrudan dikkat çeken bir şehir anına dönüştü.
Diamond, kazların kanat seslerinin ve honk seslerinin arka bahçeden bile duyulduğunu söyledi. Bu görüntünün ailesi için de özel bir anlam taşıdığını, çünkü annesinin Kanada kazlarını çok sevdiğini ve küçük yaşta donmuş bir gölden bir kaz kurtardığını hatırlattı.
Bu nedenle kazlar geçerken çocuklarına "işte büyükanneniz gidiyor" demeyi gelenek haline getirdiklerini anlattı. Ancak bu şaka, henüz neredeyse üç yaşında olan çocuğu fazlasıyla şaşırtıyor.
82-0 oyunu ve kusursuz takım arayışı
Calvin Kasulke, New York Knicks ruhuna uygun biçimde 82-0 adlı web oyununa kapıldığını söyledi. Oyunun amacı, farklı takımlar ve dönemler arasından seçilen oyuncularla yenilmez bir NBA kadrosu kurmak.
Kasulke, bunu iki kez başardığını; birinde izlenmesi çok keyifli, diğerinde ise oldukça kötü bir enerjiye sahip bir takım oluşturduğunu anlattı. Ona göre oyun, bazı oyuncuları yeniden hatırlamak için eğlenceli bir araç.
New York’a çıkan sanat eserleri ve bir film önerisi
Brittany Allen ise bu hafta kendisini New York sevgisine yeniden bağlayan iki sanat nesnesiyle karşılaştığını yazdı. Bunlardan biri, Ann Rower’ın If You’re a Girl adlı kitabıydı.
İlk kez 1990’da yayımlanan ve kısa öykü derlemesi olarak sunulan kitap, alt kent yaşamını anlatan canlı bir oto-kurmaca olarak öne çıkıyor. Yeni baskıda Rower’ın ilerleyen yaşlarında yazdığı yeni hikâyeler de yer alıyor ve kitap, büyük bir şehir hayatını bir arada tutan geniş bir anlatıya dönüşüyor.
Allen, Rower’ın yazılarında eski günlerle yeni günlerin yan yana durma biçimini sevdiğini söyledi. Geç uyanan duygular, Richard Hell ve Wooster Group görünümleri, yoğun yas ve günlük kayıt havası taşıyan bölümlerin kitapta dikkat çektiğini anlattı.
Haftanın son önerisi ise bir film oldu: John Berry’nin 1974 yapımı Claudine filmi. James Earl Jones ve Diahann Carroll’ın başrollerini paylaştığı film, Abraham Beame döneminin Harlem’inde geçim mücadelesi veren bir çiftin hikâyesini anlatıyor.
Allen, filmin emekçi insanların ekonomik sıkışmışlığına dair keskin ve esprili yazımıyla öne çıktığını belirtti. Curtis Mayfield ile Gladys Knight’ın müzikleri ise filmi bahar gününe taşıyan son dokunuş oldu.
Hafta, şehir hayatının zor yanlarıyla birlikte, ilkbaharın getirdiği hafiflik duygusunu da öne çıkardı. Ekip, hafta sonu için analog hayranlığı, dostça hayaletler ve ortak anların keyfiyle vedalaştı.