İsrail medyası, ABD Hava Kuvvetleri'ne ait 10 yakıt ikmal uçağının daha Tel Aviv'deki Ben Gurion Uluslararası Havalimanı'na yöneldiğini duyurdu. Calcalist gazetesinin haberine göre, havalimanında şu anda 30 ABD tanker uçağı konuşlu bulunuyor.
Gazete, mevcut uçakların son günlerde sivil uçuşlarda iki saate varan gecikmelere yol açtığını, yeni gelen 10 uçakla bu durumun daha da kötüleşeceğini aktardı. İsrail Havaalanları Otoritesi, bu kadar çok sayıda askeri uçağın alışılmadık bir operasyonel yük oluşturduğunu ve aksaklıkların artmasından endişe duyduklarını belirtti.
Ben Gurion Havalimanı, temmuz ve ağustos aylarında yaz seyahat sezonunun zirvesi nedeniyle zaten yoğunluk yaşıyor. İsrail'in 12. Kanalı, 25 Haziran'da havalimanını bir günde 95 binden fazla yolcunun kullandığını, bunun geçen yazdan bu yana kaydedilen en yüksek günlük yolcu hareketi olduğunu açıkladı.
Daha önce varılan anlaşma
İsrail Ulaştırma Bakanlığı, 15 Temmuz'da yaptığı açıklamada, Ben Gurion'daki ABD tanker uçaklarının sayısının 21 Temmuz'a kadar 20'ye düşürülmesi ve kalanların İsrail Hava Kuvvetleri üslerine taşınması konusunda bir anlaşmaya varıldığını bildirmişti.
ABD-İran savaşı bağlamı
Söz konusu tanker uçakları, ABD ile İran arasında 28 Şubat 2026'da başlayan savaştan bu yana Ben Gurion Havalimanı ve İsrail'deki diğer üslerde bulunuyor. Son haftalarda Washington'ın İran içindeki hedeflere saldırılar düzenlemesi, Tahran'ın da bölgedeki ABD askeri tesislerini vurmasıyla taraflar arasındaki gerilim tırmandı.
İsrail'de, İran'la çatışmanın genişleme ihtimaline karşı askeri alarm seviyesinin yükseltildiğine dair resmi ve medya kaynaklı sinyaller artıyor.
Ateşkesin sona ermesi
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz'da yaptığı açıklamada Haziran ayında İran'la varılan ateşkesin sona erdiğini ilan etmiş ve Tahran'ı anlaşmaya uymamakla suçlamıştı. Bu gelişme, Hürmüz Boğazı'nda tankerlere yönelik saldırıların ve deniz ulaşımının düzenlenmesine ilişkin ihtilafın yeniden alevlenmesinin ardından yaşandı.
Washington, İran'dan gemilere yönelik saldırıları durdurmasını ve Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisini garanti altına almasını talep ederken, Tahran kendi kıyılarındaki bu geçişin kendi belirleyeceği bir mekanizmayla düzenlenmesinde ısrar ediyor.