Refik Anadol’un yeni projesi Dataland, Los Angeles’ta sanatseverlerin ziyaretine açıldı. Eleştiride çalışma, yılın en etkileyici sürükleyici sanat deneyimlerinden biri olarak değerlendirildi ve klasik bir müze gezisinden çok, içine girilen bir deneyim alanı gibi anlatıldı.
Dataland’ın ilk bölümünde "Machine Dreams: Rainforest" başlıklı bir kurgu yer alıyor. Çalışma, Anadol’un Large Nature Model adını verdiği sistemle ilişkilendiriliyor ve yağmur ormanı imgeleri üzerinden ilerleyerek soyut bir görsel evrene açılıyor.
Ziyaretçiler biyometrik verilerle sürecin parçası oluyor
Girişte ziyaretçilerden boyunluk ve bileklik takmaları isteniyor. Bu ekipmanlar, deneyim boyunca biyometrik verileri izleyerek sergide görülen görsellerin şekillenmesine katkı sağlıyor.
Eleştiride, bu sistemin kişiselleştirilmiş bir deneyim hissi yarattığı belirtiliyor. Aynı zamanda, ekipmanın çocuklar için her zaman rahat olmadığı da aktarılıyor; yazıda üç yaşındaki bir çocuğun boyunluğu takmak istemediği, altı yaşındaki bir çocuğun ise denemesine rağmen ekipmanı ağır bulduğu anlatılıyor.
Mekânda yedi yaş altı çocuklar için izleme ekipmanının önerilmediği açıkça ifade ediliyor. Buna rağmen serginin genel atmosferinin aileler için güçlü ve sürükleyici bir deneyim sunduğu vurgulanıyor.
Çok duyulu ve geniş ölçekli bir kurgu
Dataland içinde birden fazla büyük galeri bulunuyor ve her alan farklı bir görsel kurgu sunuyor. Bazı bölümler etkileşimli, bazıları ise daha çok duyusal ve görsel akış üzerine kuruluyor.
Metinde, serginin yalnızca görüntüyle değil, kokuyla da desteklenen bir bütünlük kurduğu ve izleyicinin çeşitli duyularına aynı anda seslendiği yazılıyor. Çocukların siyah ve parlak zemin nedeniyle mekânı ilk anda karanlık ve kaygan bir yüzey gibi algılayabildiği de aktarılıyor.
Eleştiri, Dataland’ı çok duyulu ve geniş ölçekli bir immersive sanat deneyimi olarak konumlandırıyor. Çalışmanın gerçek dünyadan alınan verilerle üretildiği, ancak sonunda gerçekliğin ötesine geçen bir hayal evrenine dönüştüğü ifade ediliyor.
Yazıda ayrıca, serginin çağdaş sanatın nesne merkezli yapısından uzaklaşıp deneyim odaklı bir yaklaşıma işaret ettiği savunuluyor. Eleştirinin sonunda, çocukların sergiden etkilenmesinin çalışmanın etkisini gösterdiği belirtiliyor.