ABD’de refakatsiz göçmen çocukların ailelerine ya da sponsor olarak gösterilen yetişkinlere teslim edilme süreci, hükümetin "çocukları kurtarma" söylemiyle yeniden tartışma konusu oldu. İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin ile vekil Başsavcı Todd Blanche, 300 bin refakatsiz çocuğun kaybolduğunu öne sürdü ve yönetimin bu çocukların peşine düştüğünü savundu.
Yetkililer, söz konusu çocukların Biden döneminde sınırı tek başına geçen ve daha sonra devlet gözetiminden çıkarılarak sponsor olarak gösterilen yetişkinlere teslim edilen refakatsiz küçükler olduğunu söyledi. Mullin, bazı çocukların sahte akraba olduklarını iddia eden kişiler tarafından alınmış olabileceğini öne sürerken, yönetim bu yaklaşımı çocuk güvenliğiyle gerekçelendirdi.
Ancak 300 bin çocuğun kaybolduğuna dair iddianın daha önce defalarca çürütüldüğü belirtiliyor. Buna rağmen Trump yönetiminin son bir yıldır bu anlatıyı kullanarak çocukları ve sponsorlarını yeniden bulmaya çalıştığı, yaklaşık 150 bin çocukla iletişim kurduğu ya da onları evlerinde ve bulundukları çevrede tespit ettiği aktarılıyor.
Bu süreçte yüzlerce çocuğun yeniden gözaltına alındığı, serbest bırakılmadan önce sponsorların tekrar denetlendiği ifade ediliyor. Yönetim, bu uygulamanın çocukların güvenliği için zorunlu olduğunu savunurken, bazı çocukların ve ailelerin aylarca süren ayrılıklar nedeniyle mağdur olduğunu söyleyen davalar da açıldı.
İlk Trump döneminde büyük tepki çeken aile ayırma politikası, bu kez ülke içinde farklı bir biçimde uygulanıyor. Avukatlar, çocukların önemli bölümünün gerçekten aile üyeleriyle ya da yakın akrabalarıyla yaşadığını, sahte sponsor vakalarının ise istisna olduğunu belirtiyor.
New York’ta tutulan çocuklarla çalışan avukat Jessica Richardson, bu merkezlerdeki ortalama tutma süresinin Biden döneminin sonunda yaklaşık 37 günken Trump yönetiminde ortalama altı aya çıktığını, bazı çocukların ise bir yılı aşkın süredir gözaltında tutulduğunu söyledi. Michigan merkezli avukat Ana Raquel Devereaux da sponsorla yeniden birleşme sürecinin artık neredeyse işleyemez hale geldiğini dile getirdi.
Davacılar arasında yer alan 14 yaşındaki Diego N.’nin, Teksas’ta babasıyla yaşarken yeniden gözaltına alındığı ve eğitiminin kesintiye uğradığı bildirildi. Dava dosyalarında, çocuğun açık havaya çıkma, arkadaşlarıyla konuşma ve düzenli eğitim alma imkânlarının ciddi biçimde kısıtlandığı anlatılıyor.
Bir başka boyutta ise sponsor doğrulama sürecine katılan bazı aile bireylerinin göçmenlik makamları tarafından gözaltına alındığı iddia ediliyor. Avukatlar, bu nedenle bazı ailelerin çocuklarını geri alma sürecine hiç girmemeyi seçtiğini, bazılarının ise gözaltından kurtulmak için kendi istekleriyle ülkeden ayrıldığını belirtiyor.
Yetkililer, sponsorların daha sıkı inceleneceğini ve sürecin koruyucu aile sistemindeki standartlara yaklaşması gerektiğini savunuyor. Buna karşın açılan davalar, çocukların "gereksiz gecikme olmaksızın" serbest bırakılması gerektiğini düzenleyen Flores anlaşmasının ihlal edildiğini ileri sürüyor.
Refakatsiz çocukların tutulduğu merkezler resmî olarak barınak olarak tanımlansa da, avukatlar bu yerlerin uygulamada hapishane benzeri kısıtlamalar içerdiğini söylüyor. Uzun gözaltı süresi nedeniyle bazı çocuklarda kaygı, depresyon, kaçma isteği ve intihar eğilimi görüldüğü de mahkeme başvurularına yansıdı.
Tartışmanın merkezinde ise aynı soru var: Hükümet, çocukları koruduğunu mu söylüyor, yoksa aileleri yeniden birbirinden mi ayırıyor? Mevcut davalar ve sahadaki avukat anlatımları, bu soruya verilen cevabın Washington’daki resmi söylemden çok daha sert bir tablo çizdiğini gösteriyor.