2026 FIFA Dünya Kupası yaklaşırken, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza birimi ICE’in turnuva alanlarında yer alabileceği yönündeki planlar sanat dünyasında yeni bir protesto kampanyasını tetikledi. "No Ice in the Cup" adlı girişim, bu ihtimale karşı sanat afişleriyle tepki gösteriyor.
Kampanya, Dünya Kupası ev sahibi 11 ABD kentinin onundan sanatçıların katkısıyla büyüdü. Afişlerde yerel temalar, göçmen topluluklara dönük baskılara karşı bir dayanışma diliyle birleştirildi.
Kampanyayı Horizons Project başlattı
Girişim, 6 Mayıs’ta demokrasi yanlısı hareketler ve ağları bir araya getiren Horizons Project tarafından başlatıldı. Kampanyanın amacı, sanat yoluyla insanları harekete geçirmek ve turnuva sırasında göçmen toplulukları hedef alabilecek uygulamalara karşı kamuoyu oluşturmak olarak anlatıldı.
Organizatör Paola Mendoza, Dünya Kupası’nın dünya çapında izlendiği bir anı işaret ederek buna açık biçimde karşı durmak istediklerini söyledi. Mendoza, ICE’in göçmen topluluklara yönelik şiddet, adaletsizlik ve onur kırıcı uygulamalarına dikkat çekmek istediklerini de belirtti.
Şehir şehir farklı afişler üretildi
Los Angeleslı sanatçı Chris Stewart’ın çalışmasında, Meksika formasındaki bir adamın iki kol tarafından çekiştirildiği bir sahne yer alıyor. Seattle’dan Hana Natsuhara ise kentin Starbucks’la özdeşleşen kimliğine gönderme yapan kahve temalı bir tasarım hazırladı.
Miami’den Johann C. Muñoz-Tapasco’nun afişi ise metin ağırlıklı bir kompozisyonla öne çıkıyor. Çalışmada, ağzında futbol topu tutan bir timsah çizimi ve "Sularımızda ICE istemiyoruz" mesajı kullanıldı.
New York için hazırlanan afişte ise taktik ekipmanlı ICE ajanlarına karşı duran bir futbolcu grubunun çizimi bulunuyor. Eseri yapan Cristy Road Carrera, New York merkezli bir illüstratör ve Küba kökenli bir Amerikalı olarak kampanyaya katıldığını anlattı.
Sanatçıların Dünya Kupası ile kurduğu bağ
Road Carrera, 1990’lardan beri turnuvayı takip ettiğini ve Dünya Kupası’nı özellikle göçmen topluluklar için topluluk, sevinç ve güçlenme alanı olarak gördüğünü söyledi. Ona göre ICE’in bu alanlara girmesi, turnuvanın taşıdığı özel anlamı zedeliyor.
Sanatçı, bu nedenle kampanya için eser üretmenin kendisi açısından önemli olduğunu belirtti. Afişlerin, oyunun güzelliğini ve etrafında kurulan topluluk duygusunu öne çıkarmayı amaçladığı ifade edildi.
ICE’e yönelik tepki turnuvanın önüne geçti
Kampanya, ICE’in ülke genelinde sert baskınlar ve şehir işgalleri nedeniyle yoğun tepki topladığı bir dönemde ortaya çıktı. 4 Haziran tarihli bir Washington Post–University of Maryland anketine göre, Amerikalıların yaklaşık üçte ikisi ICE ajanlarının Dünya Kupası stadyumlarında bulunmasına karşı çıkıyor.
23 Nisan’da ise 120’den fazla sivil toplum kuruluşu, ziyaretçilere yönelik bir seyahat uyarısı yayımladı. Uyarıda, keyfi giriş reddi ile gözaltı ve sınır dışı riski gibi ciddi hak ihlallerine dikkat çekildi.
Bu endişeleri güçlendiren başka örnekler de gündeme geldi. Kanada ve Avrupa ülkelerinden gelen bazı yolcuların ICE gözaltı merkezlerinde günlerce, hatta haftalarca tutulduğuna dair haberler kamuoyunda tartışma yarattı.
Minneapolis’teki Operation Metro Surge gibi operasyonlar sırasında sivillerin vurulduğu olaylar da tepkileri artırdı. Renée Good ve Alex Pretti’nin yaşamını yitirdiği saldırıların görüntülendiği, bunun da ulusal öfkeye yol açtığı aktarıldı.
Turnuva öncesi güvenlik ve siyaset gerilimi
Bu atmosferde, bazı taraftarların ABD’ye gelme konusunda çekimser davrandığı belirtiliyor. Amerikan Otel ve Konaklama Birliği’nin, ICE tarafından gözaltına alınma riskini ev sahibi şehirlerde beklenenden düşük otel rezervasyonlarının nedenlerinden biri olarak gösterdiği ifade edildi.
Federal yetkililerin Los Angeles’ta turnuva sırasında uygulama operasyonu yürütmeyeceğini söylediği aktarıldı. Buna karşın Mendoza, Dünya Kupası’nda görünürlük kazanacak ICE varlığının daha sonra seçim sandıklarına kadar uzanabilecek daha geniş bir baskı politikasının işareti olabileceğini savundu.
Mendoza, sonraki talebin seçim merkezlerinde ICE istememek olacağını söyledi. Kampanya da böylece yalnızca futbol turnuvasına değil, yaklaşan 2026 ara seçimleri öncesindeki siyasi gerilime de dokunan bir itiraz hattına dönüştü.