Utah’ın güneyinde görev yapan bir çocuk doktoru, kızamık riski taşıyan bebeklere müdahale ederken tam koruyucu kıyafet ve yüz maskesiyle çalışmak zorunda kaldı. Hastalarından bazıları aşı için çok küçük bebeklerden, bazıları ise aileleri aşı yaptırmayı tercih etmeyen çocuklardan oluşuyor.
Doktor, hastaneye getirilen bir bebeğe kızamığa karşı yoğunlaştırılmış antikor uygulamayı planladığını, ancak ailenin önce buna karşı çıktığını anlattı. Ailenin vitamin A vermeyi düşündüğünü söylemesi üzerine, bunun yerine antikor tedavisinin virüsün çoğalmasını engelleyeceğini açıklayarak onları ikna etti.
Uzmanlara göre bu tablo, Amerika’da bir dönem kontrol altına alınmış görünen kızamığın yeniden geri döndüğünü gösteriyor. Utah’taki doktorlar ve sağlık yetkilileri, artık salgını tamamen durdurmaktan çok yayılımı yavaşlatmaya çalıştıklarını söylüyor.
Eyalet epidemiyoloğu, salgının yılın başlarında denetim dışına çıktığını, mart ayına gelindiğinde ise kızamığın eyaletin tüm sağlık bölgelerinde ve kuzey Arizona’da tespit edildiğini aktardı. Ağustos ayında başlayan salgından bu yana Utah ve Arizona’da 950’den fazla kişi test sonucu pozitif çıktı.
Hastalığın gerçek boyutunun daha büyük olabileceği de değerlendiriliyor. Genetik analiz, geçen yıl bildirilen vakaların gerçekte çok daha fazla olabileceğine işaret ederken, sağlık çalışanları birçok kişinin test yaptırmadığını söylüyor.
Bu yılın ilk altı ayında ABD’deki kızamık vakaları, geçen yıl Başkan Donald Trump döneminde görülen 2 bin vaka eşiğini de aşmış durumda. Yetkililer, uzun süren salgınların çocuklarda ağır enfeksiyonlara, yetişkinlerde iş kaybına ve ailelerde ek sağlık masraflarına yol açtığını belirtiyor.
Utah’ta hasta temasları için yoğun antikor uygulamaları yapılıyor, bu müdahalelerin kişi başına yüzlerce dolara mal olduğu belirtiliyor. Bir kızamık vakasının sağlık sistemine maliyeti 33 bin doları aşabiliyor; salgını kontrol altına almak için sağlık departmanları da milyonlarca dolar harcamak zorunda kalıyor.
Doktorlar, durumu tersine çevirmek için toplumlara aşı güvenliği ve bulaşıcı hastalıkların riskleri konusunda geniş çaplı bir bilgilendirme kampanyası gerektiğini savunuyor. Ancak onların gözünde en büyük sorunlardan biri, aşı karşıtı söylemlerin sosyal medya ve çevrim içi mecralarda uzun süredir güçlü biçimde yayılması.
Güney Utah’taki bazı topluluklarda aşılanma oranlarının düşük olduğu, muafiyetlerin de kolay alınabildiği belirtiliyor. Bölgedeki bazı yerleşimlerde geleneksel ve kapalı yaşam biçimi, modern tıbba mesafeli yaklaşımı da beslemiş durumda.
Hastalığı geçiren bir annenin anlattıkları da salgının aileler üzerindeki etkisini ortaya koyuyor. Çocuklarından biri günlerce yüksek ateş, kusma, ishal ve baştan aşağı döküntüyle mücadele ederken, diğer çocukları da hastalandı; ailede haftalarca okul ve gündelik düzen aksadı.
Anne, salgın başladığında çocuklarını aşılatmamakla hata yaptığını düşündüğünü, çevresinde de çok sayıda kişinin hastalandığını söyledi. Kızamığın tedavisi olmadığı için aileler, belirtileri hafifletmek amacıyla çeşitli ev içi yöntemlere başvuruyor.