ABD Hazinesi, uzun vadeli tahvil piyasasındaki baskıyı sınırlamak için yürüttüğü geri alım operasyonlarının işlem başına büyüklüğünü 4 milyar dolara çıkardı. Daha önce 2 milyar dolar olan tutardaki artış, tahvil getirilerini kısa vadede aşağı çekse de uzmanlar müdahalenin kalıcı sonuç vermeyebileceğini belirtti.
ABD tahvillerinde getiriler geriledi
Hazine operasyonları, 10-20 yıl ve 20-30 yıl vadeli nominal kuponlu tahvilleri kapsıyor. Geri alım miktarının artırılması, uzun vadeli borçlanma maliyetlerinin düşeceği beklentisini güçlendirdi.
Gösterge 10 yıllık ABD tahvilinin getirisi Çarşamba günü 8 baz puan düşerek yüzde 4,64’e indi. Getiri, Perşembe günü yüzde 4,68 civarında seyretti.
30 yıllık tahvilin getirisi de 10 baz puan azalarak yüzde 5,19’a geriledi. Getiri, 19 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 5,34’ü gördükten sonra Perşembe günü yaklaşık yüzde 5,23’te dengelendi.
Yatırımcıların borç endişesi satışları artırdı
Yükselen kamu borcuna yönelik kaygılar, bu hafta ABD’nin yanı sıra Almanya ve Japonya’daki tahvil piyasalarında satış baskısı oluşturdu. Teknoloji şirketlerinin yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek için yoğun borçlanması ve Orta Doğu’daki çatışmalar nedeniyle petrol fiyatlarının yüksek kalması, enflasyona ilişkin endişeleri de artırdı.
ABD-İran ilişkilerindeki belirsizlikler ile Hürmüz Boğazı çevresindeki riskler, tahvil piyasalarının görünümünü etkileyen diğer unsurlar arasında yer aldı. Yüksek petrol fiyatları ve enflasyon, uzun vadeli tahvil getirileri üzerindeki yukarı yönlü riskleri artırmayı sürdürüyor.
Uzmanlar Hazine adımının sınırlarına dikkat çekti
Kuveyt Türk yatırım araştırmaları direktörü Kutay Güzgör, geri alım kararının olağan bir likidite hamlesi olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Güzgör, Hazine’nin kontrolden çıkma işaretleri veren borçlanma maliyetlerine müdahale ettiğini belirtti.
Güzgör, 30 yıllık tahvil getirilerinin 2007’den bu yana en yüksek seviyelere yükselmesinin konut kredileri ve şirket kredileri üzerinden reel ekonomiyi tehdit etmeye başladığını ifade etti. Hazine’nin hamlesinin, özel sektörün borçlanmasını ve harcamalarını teşvik etmeyi amaçlayan Merkez Bankası’nın "Operation Twist" politikasının bir türü olarak değerlendirilebileceğini kaydetti.
Enflasyon risklerinin sürmesi nedeniyle Hazine’nin Merkez Bankası yerine devreye girdiğini belirten Güzgör, kısa vadeli tahvil ihracından elde edilen likiditenin kullanılmasıyla faizlerin yapay biçimde aşağı çekildiğini söyledi. Ancak bu yöntemin kalıcı bir çözüm oluşturmadığını vurguladı.
Bütçe açığı ve enflasyon baskıyı belirleyecek
Güzgör, ABD’nin rekor bütçe açığı, artan savunma harcamaları ve yüksek enflasyonla karşı karşıya olduğu sürece yatırımcıların uzun vadeli belirsizliklere karşı talep ettiği vade priminin yüksek kalacağını belirtti. 20 yıllık ABD tahviline yönelik zayıf talebin, yatırımcıların Hazine’nin adımına henüz tam olarak ikna olmadığını gösterdiğini söyledi.
Merkez Bankası’nın bilanço küçültme hedefleri, yüksek enflasyon ve sıkı para politikası nedeniyle hareket alanının sınırlı olduğunu ifade eden Güzgör, finansal koşullarda olası bir sıkılaşmayı önleme sorumluluğunun büyük ölçüde Hazine’ye kaldığını kaydetti.
Uzun vadeli tahvil getirilerinin yüzde 5 seviyesine yaklaşması durumunda Hazine’nin borçlanma bileşimini yeniden düzenleyebileceğini belirten Güzgör, bütçe açıklarının finansmanında uzun vadeli tahviller yerine getiri eğrisinin kısa tarafına daha fazla ağırlık verilebileceğini söyledi.
Bu seçeneğin de sınırları bulunduğunu vurgulayan Güzgör, kısa vadeli borçlanmanın bütçe içindeki payının aşırı yükseltilmesinin faiz yenileme riskini artırabileceği uyarısında bulundu. Piyasa dinamiklerine sürekli müdahalenin orta vadede ABD dolarının güvenilirliğini etkileyebileceğini ve makroekonomik temeller düzeltilmeden atılacak adımların tahvil piyasasındaki baskıyı yalnızca sonraki çeyreğe erteleyebileceğini ifade etti.
Capital. Com kıdemli finansal piyasalar analisti Kyle Rodda, Hazine kararının tahvil piyasasındaki kısa vadeli baskıyı azaltabileceğini söyledi. Rodda, uzun vadeli faizlerin aksi durumda ulaşabileceği seviyenin altında tutulabileceğini, ancak getiriler üzerindeki yukarı yönlü risklerin devam ettiğini ve gelecekte yeni müdahalelere ihtiyaç duyulabileceğini belirtti.