ABD Dışişleri Bakanlığı, Başkan Donald Trump'ın Ocak 2025'te yeniden göreve gelmesinden bu yana 300 binden fazla vizeyi iptal ettiğini salı günü açıkladı. Yönetim bu hızın önceki ABD hükümetlerinin hepsinden yüksek olduğunu savunuyor. Rakam hızla arttı: ağustosta 175 binin üzerinde iptal bildirilmiş, eylül sonunda 250 bin eşiği açıklanmıştı.
Bakanlık, iptallerin gerekçeleri olarak suç işlenmesini, vize koşullarının ihlalini, göçmenlik dolandırıcılığını ve kamu güvenliğine ya da ulusal güvenliğe yönelik tehditleri gösterdi. İptallerin en az 4 bini doğum turizmiyle, yaklaşık 6 bini ise suç işleyen ya da terörle bağlantısı tespit edilen yabancı öğrencilerle ilgili. Ağustosta kurulan Doğum Turizmini Önleme Görev Gücü, Çin vatandaşlarına ait 700'ü aşkın vizeyi iptal etti. Bakanlık, iptallerin uyruklara ve vize türlerine göre tam dağılımını açıklamadı.
"Yasalarımıza saygı gösterin"

Konsolosluk İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Mora Namdar, "Yasalarımıza saygı gösterin ya da ABD'ye seyahat ayrıcalığını kaybedin" dedi. Bakanlık Sözcüsü Tommy Pigott da vizeyle ülkede bulunup yasaları çiğneyen, dolandırıcılık yapan ya da ulusal güvenliği zayıflatan yabancılara karşı "sıfır tolerans" uygulandığını belirtti.
Sosyal medya taraması genişledi
1 Ekim'den itibaren çevrim içi varlık incelemesi, yabancı medya temsilcilerine verilen I vizesi ile ABD-Meksika-Kanada Anlaşması kapsamındaki bazı meslek sahipleri ve yakınlarına verilen TN ve TD vizeleri gibi daha fazla göçmen olmayan vize kategorisine genişletildi. Bu kategorilerdeki başvuru sahiplerinin sosyal medya hesaplarını herkese açık hale getirmesi gerekiyor. Bu tarama daha önce uluslararası öğrencilere, geçici işçilere, değişim programı katılımcılarına ve bazı din görevlilerine uygulanıyordu.
Bazı iptaller tartışma yarattı. Bunlar arasında Filistin'e destek gösterilerine katılan yabancılar ile Charlie Kirk suikastına ilişkin sosyal medya yorumları incelemeye alınan kişiler de bulunuyor. Hak savunucuları, ulusal güvenliğin eleştirmenleri hedef almak için kullanılıp kullanılmadığını sorguluyor ve ırksal profilleme riskine dikkat çekiyor.