ABD'de iş bulmak herkes için zorlu bir süreçken, vize sponsorluğuna ihtiyaç duyan yabancılar için rekabet çok daha çetin. LinkedIn'in yakın tarihli bir araştırmasına göre, ülkedeki her üç kişiden biri yeni kariyer fırsatları arıyor. Yaklaşık 160 milyonluk iş gücü düşünüldüğünde, açık pozisyonlar için 53 milyondan fazla aday yarışıyor.
Büyük bir şirketteki tek bir ilan için ortalama 250 başvuru geliyor ve başvuruların yaklaşık yüzde 75'i çevrimiçi platformlar üzerinden yapılıyor. Özgeçmişler önce ATS (Başvuru Takip Sistemi) adı verilen otomatik bir yazılım tarafından taranıyor. Bu sistem, anahtar kelimeleri tarayarak yalnızca 5 özgeçmişin gerçek bir insana, yani işe alım uzmanına ulaşmasını sağlıyor. Bu da başvuruların yalnızca yüzde 2'si demek. Üstelik açık pozisyonların yaklaşık yüzde 80'i hiç ilan edilmiyor.
ATS Sistemi Nasıl Çalışıyor?
Otomatik tarama aşamasında ATS iki standart soru soruyor: "ABD'de çalışma hakkınız var mı?" ve "Şu anda veya gelecekte vize sponsorluğuna ihtiyacınız olacak mı?". İlk soruya "hayır" yanıtı verirseniz, özgeçmişiniz kimse görmeden reddediliyor. İkinci soruya "evet" derseniz sonuç aynı. Örneğin Avustralya vatandaşıysanız ve E3 vizesi almanın kolay ve ucuz olduğunu düşünseniz bile ATS bu ayrıntıları değerlendirmiyor; filtreleme aşamasında doğrudan eleniyorsunuz.
Güçlü Bir İletişim Ağı Kurun
Referanslar işe alımda belirleyici rol oynuyor. En iyimser tahminlere göre pozisyonların yaklaşık yüzde 40'ı, bazı verilere göreyse yüzde 80'i referans yoluyla kapatılıyor. Profesyonel bağlantılar kurmak zaman aldığı için, iş acil hale gelmeden çok önce başlamak gerekiyor. Çalışmak istediğiniz şirketlerdeki uzmanları ve yöneticileri bulun ve onlarla doğrudan bir şey istemeden iletişime geçin. Bir makalelerine yorum yapabilir, beğendiğiniz bir pazarlama kampanyasını paylaşabilir veya bir podcast hakkındaki düşüncelerinizi iletebilirsiniz. Önce verin, sonra isteyin. Uygun bir pozisyon açıldığında, bu kişiler sizi kendiliğinden önerebilir.
LinkedIn Profilinizi Optimize Edin
LinkedIn başlığınız, sunduğunuz değeri net bir şekilde yansıtmalı. Mevcut veya hedeflediğiniz pozisyonu belirtirken 120 karakterin tamamını anahtar kelimelerle doldurun; böylece işe alım uzmanlarının aramalarında daha sık görünürsünüz. Atlanan her anahtar terim, haftada 10-20 kez daha az görüntülenme anlamına gelir. Kendinizi "guru" veya "ninja" gibi sıfatlarla tanımlamak işe yaramaz; işe alım uzmanları bu kelimeleri aramaz. "Hakkında" bölümünü ise 2000 karakter içinde kişiliğinizi ve profesyonel kimliğinizi öne çıkaracak şekilde, birinci ağızdan yazın.
ATS ve İşveren Dostu Özgeçmiş Hazırlayın
LinkedIn'de kişiliğinizi göstermek önemliyken, özgeçmişiniz kısa ve anahtar kelime açısından zengin olmalı; çünkü ilk incelemeyi yazılım yapıyor. Bir işe alım uzmanı özgeçmişinize baktığında ortalama 6 saniyesini ayırıyor. ABD'de sade özgeçmişler tercih edilir: fotoğraf, kişisel bilgi veya yaratıcı tasarım (yaratıcı bir pozisyona başvurmuyorsanız) kullanmayın. İdeal uzunluk 1-2 sayfadır. Sadece görevleri listelemek yerine ölçülebilir sonuçlara yer verin. Okuyan kişi, ne tür bir değer kattığınızı hemen anlamalı.
Hedefe Yönelik Başvuru Yapın
İş arama süreci uzadığında ve geri dönüş alınamadığında pek çok kişi her ilana başvurmaya başlar. Bu işe yaramaz. Bunun yerine çalışmak istediğiniz şirketleri araştırmaya, karşılaştıkları sorunları anlamaya zaman ayırın. Benzer sorunları çözme deneyiminiz varsa bunu özgeçmişinizde mutlaka vurgulayın. Daha da etkili bir yöntem, LinkedIn üzerinden doğrudan işe alım müdürüne yazıp kişiselleştirilmiş bir mesaj göndermektir.
Tüm bu stratejiler, ATS engelini aşmanıza ve kalabalık içinde fark edilmenize yardımcı olabilir. Önemli olan erken harekete geçmek ve süreci planlı yürütmek.