Washington'ın Uluslararası Ceza Mahkemesine yönelik yeni yaptırım planı, Avrupa ülkeleri, Japonya ve Birleşmiş Milletler tarafından mahkemenin bağımsızlığı ve uluslararası ceza adaleti açısından eleştirildi. Açıklamalarda, mahkemenin savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla ilgili çalışmalarını sürdürebilmesi gerektiği belirtildi.
Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, mahkemenin korunmasının Birlik açısından öncelik olmaya devam ettiğini söyledi. Mahkemenin uluslararası ceza adaleti sisteminin temel unsurlarından biri olduğunu belirten Kallas, kurumun uluslararası hukuk kapsamındaki en ağır suçlardan sorumlu kişileri takip ettiğini kaydetti.
Kallas, ABD'nin yaptırım kararını duyurmasının ardından Mahkeme Başkanı Tomoko Akane ile görüştüğünü açıkladı. Altı aylık yürürlük öncesi sürenin diyalog için kullanılabileceğini ifade etti.
Avrupa Komisyonu, ABD'nin kararından derin üzüntü duyduğunu bildirdi. Komisyon, Avrupa Birliği'nin Roma Statüsü'ne taraf 125 ülkeyle iş birliğini sürdüreceğini ve mahkemenin bağımsızlığını korumak için gerekli adımları atmaya hazır olduğunu açıkladı.
Komisyon ayrıca mahkemenin savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara ilişkin soruşturmalarını devam ettirebilmesini, sorumluları takip edebilmesini ve Avrupa tek pazarında faaliyet gösteren şirketlerin çıkarlarını korumayı amaçladığını belirtti.
Birleşmiş Milletler acil önlem istedi
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, ABD yaptırımlarını "kabul edilemez" diye nitelendirdi. Türk, mahkemeyi ve mahkemeyle iş birliği yapan kişi ve grupları korumak üzere acil önlem alınması çağrısında bulundu.
Türk, yaptırımların mahkeme çalışanlarının en ağır insan hakları ihlallerinde hesap verebilirliği sağlama çabalarını hedef alan bir dizi misilleme adımının parçası olduğunu söyledi. Bu uygulamaların adalet alanında çalışanları görevlerini sürdürmekten caydırabileceği uyarısı yapan Türk, Roma Statüsü'ne taraf 125 ülkenin mahkemeyi savunmak ve çalışmalarını güvence altına almak için acilen harekete geçmesi gerektiğini belirtti.
Cezasızlığın şiddet ve acıyı artırdığını dile getiren Türk, ihlalleri belgeleyen ve soruşturan kişileri cezalandırmak yerine adalet ve hesap verebilirliğe yatırım yapılmasını istedi.

Avrupa'dan Washington'a tepki
Almanya Adalet Bakanı Stefanie Hubig, ABD'nin kararını uluslararası hukuk ve kurallara dayalı dünya düzeni açısından "karanlık bir gün" olarak tanımladı. Hubig, Washington'ın mahkemeyi hedef alarak gerilimi tırmandırdığını savundu.
Hubig, yaptırım kararının mahkemenin eski yargıcı Güney Afrikalı Navi Pillay'ın 2026 Nobel Barış Ödülü'nü kazandığı gün açıklanmasına da dikkat çekti. Mahkemenin bir barış projesi olduğunu söyleyen Hubig, kalıcı barışın adalet ve ağır haksızlıklardan sorumlu kişilerin hesap vermesiyle mümkün olacağını ifade etti.
ABD'nin İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Nazi liderlerinin Nürnberg'de yargılanmasını destekleyerek uluslararası ceza hukukunun gelişmesine tarihsel katkı sunduğunu hatırlatan Hubig, Washington'ın oluşturduğu kuralları daha sonra zayıflatmaya çalışmasının anlaşılmaz olduğunu söyledi. Almanya'nın mahkemeye ve uluslararası ceza hukukuna desteğini sürdüreceğini bildirdi.
Belçika Dışişleri Bakanı Maxim Prevost da yaptırımları sert biçimde kınadı ve Avrupa Birliği'ne mahkemenin bağımsızlığını korumak için somut önlemler alma çağrısı yaptı. Prevost, yaptırımların mahkemenin çalışmalarını engellemeyi, mağdurların adalete erişimini sınırlamayı ve en ağır suçlara ilişkin yargılamaları zorlaştırmayı amaçladığını söyledi.
Belçika'nın konuyu 12 Ekim'deki Avrupa Birliği Dışişleri Konseyi toplantısı ile 15-16 Ekim'de yapılması planlanan Birlik zirvesinde gündeme getireceğini açıklayan Prevost, Avrupa'nın mahkemeyi ve destekçilerini korumak için Birliğin engelleme düzenlemesini devreye almasını istedi.
Japonya ve ortak açıklamadan destek
Japonya Dışişleri Bakanlığı, ABD yaptırımları konusunda derin endişe duyduğunu açıkladı. Bakanlık, kararın Tokyo'nun hukukun üstünlüğünü ve uluslararası mahkemelerle yargı kurumlarını destekleyen tutumuyla uyuşmadığını belirtti.
Tokyo, mahkemenin görevini sürdürebilmesi, karşılaştığı güçlükleri aşabilmesi ve uluslararası güveni güçlendirebilmesi gerektiğini bildirdi. Mahkemeye taraf bir ülke olarak görüşmelere katılmayı ve sorumluluklarını yerine getirmeyi sürdüreceğini açıklayan Japonya, Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi'nin ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptırımlar hakkında görüş alışverişinde bulunduğunu ve yakın iletişimi sürdürme konusunda anlaştıklarını aktardı.
İngiltere, Kanada, Danimarka, Almanya, Fransa, İtalya, Japonya ve Hollanda dışişleri bakanları yayımladıkları ortak açıklamayla ABD yaptırımlarına güçlü biçimde karşı çıktı. Bakanlar, mahkemenin bağımsızlığına, tarafsızlığına ve bütünlüğüne desteklerini yineledi.

Açıklamada, yaptırımların mahkemenin çalışmalarını, personelini ve ailelerini ciddi biçimde etkileyebileceği uyarısı yapıldı. Roma Statüsü'ne taraf ülkelerin, Aralık 2026'da yapılacak Taraf Devletler Meclisi toplantısı öncesinde kurallara dayalı uluslararası düzeni ve hesap verebilirliği savunmayı sürdüreceği bildirildi.
Altı aylık süre diplomasiye ayrılacak
Hollanda Başbakanı Rob Jetten, yaptırımların yürürlüğe girmesinin altı ay ertelenmesinin diplomatik çözüm için fırsat yarattığını söyledi. Jetten, Hollanda ve ortaklarının gerektiğinde mahkeme yargıçlarının görevlerini sürdürebilmesi için gerekli önlemleri almaya hazır olduğunu belirtti.
Jetten, Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ile Hollanda'da düzenlediği ortak basın toplantısında, altı aylık dönemin ABD ve ilgili taraflarla görüşmeler yürütmek, mahkemenin işleyişini güncellemek ve geliştirmek için kullanılabileceğini ifade etti.
Costa ise uluslararası adaletin uluslararası hukuku korumak bakımından vazgeçilmez olduğunu söyledi. Hesap verebilirlik olmadan kalıcı barış sağlanamayacağını belirten Costa, Avrupa Birliği'nin mart ve haziran ayındaki zirvelerde uluslararası hukuku koruyan kurumlara desteğini yineledi ve Washington'ı altı aylık süre içinde diyaloğa katılmaya çağırdı.
Kararın arka planında tutuklama emirleri var
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Navi Pillay'ın 2026 Nobel Barış Ödülü'nü kazanmasının ardından Washington'ın Uluslararası Ceza Mahkemesine yaptırım uygulama niyetini açıklamıştı. Rubio, ABD Başkanı Donald Trump'ın mahkemenin ABD vatandaşlarını takip etmesine izin vermeyeceğini söylemişti.
Karar, mahkemenin Kasım 2024'te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında Gazze Şeridi'nde suç işledikleri iddiaları nedeniyle çıkardığı tutuklama emirlerine ABD'nin karşı çıkmasının ardından geldi. Washington, söz konusu tutuklama emirlerini tanımadığını açıklamıştı.
ABD daha önce de aralarında Mahkeme Başkanı Tomoko Akane'nin bulunduğu bazı yargıç ve savcılara yaptırım uygulamıştı. Yeni yaptırımların altı ay sonra yürürlüğe girmesi beklenirken Avrupa ülkeleri, bu sürenin Washington ile diyalog kurulması ve mahkemenin yargı yetkisini sürdürebilmesini sağlayacak önlemlerin görüşülmesi için kullanılabileceğini belirtiyor.