ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE), Başkan Donald Trump'ın ikinci döneminde DNA toplama faaliyetlerini büyük ölçüde artırdı. Georgetown Üniversitesi'nin Gizlilik ve Teknoloji Merkezi tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre, ICE'nin 2025 mali yılında FBI'ın CODIS (Kombine DNA İndeks Sistemi) veri tabanına eklediği yeni genetik profil sayısı yaklaşık 919 bin 908 olarak gerçekleşti.
Bu rakam, bir önceki yıllara kıyasla çarpıcı bir yükselişi temsil ediyor. 2020 sonundan 2024 sonuna kadar toplanan örnek sayısı sadece 20 bin civarındayken, ICE şimdi İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) bünyesinde ulusal DNA sistemine en fazla profil sağlayan kurum haline geldi. Toplanan profillerin büyük çoğunluğu herhangi bir suç mahkumiyeti bulunmayan göçmenlere ait.
DNA testini reddeden göçmen cezalandırıldı
Programın uygulanma biçimini gösteren ilk dava Teksas'ta yaşandı. Ugo Moreno-Mendez adlı kişi, 13 Mart 2025'te denetimli serbestlik ofisine imza vermeye gittiğinde ICE tarafından gözaltına alındı ve kendisinden zorla DNA örneği alınmak istendi. Moreno-Mendez'in üç kez reddetmesinin ardından, dört gün sonra "yabancı olarak kayıt yaptırmama" ve "DNA örneği vermeyi reddetme" suçlamalarıyla mahkemeye çıkarıldı. Ağustos 2025'te suçlu bulunarak, tutuklu kaldığı süre kadar ceza aldı.
Çocukların genetik bilgileri de toplanıyor
Genişleyen uygulama, aileleriyle birlikte gözaltında tutulan çocukları da etkiliyor. Mayıs 2026'da Teksas'ın Dilley kentindeki aile gözaltı merkezini denetleyen Kongre üyeleri, üç aydır ailelerden DNA alındığını öğrendi. ICE yetkilileri, örneklerin neden alındığı ve ne kadar süre saklanacağı konusunda çelişkili açıklamalar yaptı.
Kurum, 14 yaş ve üzeri çocuklardan DNA alınabileceğini doğrularken, Gümrük ve Sınır Koruma (CBP) verileri bu kuralın her zaman uygulanmadığını ortaya koydu. Ocak 2025'ten Ocak 2026'ya kadar 14 yaşın altındaki 492 çocuğun DNA'sı FBI'a gönderildi. Bu çocuklar arasında 21 beş yaşında, 32 altı yaşında ve 33 yedi yaşında olanlar vardı.
Kongre üyeleri Joaquin Castro, Greg Stanton ve Nanette Barragan, "Dilley'deki ailelerin hiçbiri suçtan hüküm giymedi. Özellikle çocuklar söz konusu olduğunda, suçlular için tasarlanmış bir veri tabanında yer almamalılar" açıklamasını yaptı.
Gizlilik endişeleri ve açılan davalar
DHS sözcüsü, DNA toplamanın sınır güvenliği ve kimlik tespiti amacı taşıdığını savunuyor. Ancak Georgetown araştırmacıları, örneklerin yalnızca kimlik doğrulama için değil, aynı zamanda CODIS'te diğer suçlarla eşleştirme amacıyla kullanıldığını vurguluyor. Araştırmacı Stevie Glaberson, "Dördüncü Ek Madde, devletin hassas bilgileri zorla almasını yasaklar. Bu mektup, tam da bunun yapıldığını gösteriyor" dedi.
Uygulama, hukuki itirazları da beraberinde getirdi. Mayıs 2026'da dört ABD vatandaşı, Illinois'deki bir ICE merkezi önünde protesto sırasında gözaltına alındıktan sonra DNA'larının alındığını belirterek dava açtı. Kaliforniya'da ordu gazisi George Retes Jr. da benzer bir mağduriyet yaşadığını iddia etti.
Hukukçular, ailelerin çoğu zaman neden DNA alındığını anlamadığını ve sonuçlar hakkında bilgilendirilmediğini belirtiyor. Flores Anlaşması'nı denetleyen avukat Lisea Welch, "İnsanlara ne olduğu açıklanmıyor. Bu, özellikle çocuklar için büyük stres yaratıyor" ifadelerini kullandı.
Kongre'de Temmuz 2025'te yapılan bir oturumda, İç Güvenlik Bakanlığı genel müfettişi çocuklardan DNA toplanmasıyla ilgili bir rapor hazırlandığını duyurdu ancak bu rapor henüz sunulmadı. Kongre üyeleri, programın mahremiyet ve haklar üzerindeki etkisine dair bir değerlendirme yapılıp yapılmadığını sordu, ICE ise böyle bir değerlendirme bilmediğini söyledi.