ABD Birinci Daire Temyiz Mahkemesi, Başkan Donald Trump döneminde alınan bir göçmenlik politikası kararını onaylayarak yürürlüğe girmesinin önünü açtı. Mahkeme, Etiyopya ve Güney Sudan'dan gelen göçmenler için Geçici Koruma Statüsü'nün (TPS) sonlandırılmasını geçici olarak durduran alt mahkeme kararlarını bozdu.
Çarşamba günü açıklanan kararlar, Yüksek Mahkeme'nin Mullin v. Doe davasında aldığı karara dayandırıldı. Bu içtihat, mahkemelerin anayasal olmayan iddialara dayanarak TPS iptallerini engelleyemeyeceğini hükmetmişti.
Üç yargıçtan oluşan temyiz paneli, Başkan Joe Biden tarafından atanan Yargıç Julie Rikelman ve Yargıç Seth Aframe ile Başkan Trump tarafından atanan Yargıç Joshua Dunlap'tan oluşuyordu. Panel, alt mahkeme yargıçları Brian Murphy ve Patti Saris'in verdiği tedbir kararlarının Yüksek Mahkeme kararıyla çeliştiğine hükmetti.
Iowa Başsavcısı Eric Wessan, "Bunlar, Başkan Trump'ın Yüksek Mahkeme'deki büyük zaferinin ardından gelen net kazanımlardır. Alt mahkemelerin TPS iptallerini sorgulamaması gerektiği açıklanmıştı" dedi.
İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) sözcüsü ise kararları "hukukun üstünlüğü ve sağduyu için bir zafer" olarak nitelendirdi. Sözcü, "Geçici Koruma Statüsü tam olarak budur: geçici. TPS çok uzun süredir Kongre'nin asla kalıcı olmasını amaçlamadığı bir tür fiili af programı olarak işlev gördü" ifadelerini kullandı.
Davalar, New York merkezli göçmen savunuculuğu örgütü African Communities Together ve Etiyopya ile Güney Sudan'dan bireysel TPS sahipleri tarafından açılmıştı. Davacılar, DHS'nin korumaları hukuka aykırı şekilde sonlandırdığını, İdari Usul Kanunu'nu ve Anayasa'yı ihlal ettiğini, ayrıca kararların ırk ayrımcılığıyla motive edildiğini öne sürüyor.
Alt mahkeme yargıçları Murphy ve Saris, geçen hafta TPS'nin sonlandırılmasını geçici olarak durdurmuş ve davacıların anayasal iddialarını güncellemelerine izin verilip verilmeyeceğini değerlendirirken mevcut durumu koruma kararı almıştı. Ancak temyiz mahkemesi, bu tür bir engellemenin Yüksek Mahkeme içtihadına aykırı olduğuna karar verdi.
DHS Baş Hukuk Müşaviri James Percival, daha önce yaptığı açıklamada Murphy'nin kararını "Yüksek Mahkeme'ye karşı isyan", Saris'in kararını ise "yargıçların kararına açık meydan okuma" olarak nitelendirmişti.