ABD Hazinesinin uzun vadeli tahvil geri alım operasyonlarının büyüklüğünü artırması ve ABD'de enflasyonun yavaşlaması, ağustos ayında değerli metallerdeki yükselişin öne çıkan unsurları arasında yer aldı. Bu dönemde ons altın yüzde 10 değer kazanarak 4 bin 449 dolara çıktı ve yedi ayın en güçlü aylık yükselişini gerçekleştirdi.
Altındaki hareketlilik, petrol fiyatlarındaki artışın küresel enflasyon endişelerini güçlendirdiği ve merkez bankalarının daha sıkı para politikası uygulayacağı beklentisinin arttığı bir dönemde görüldü. Güvenli liman olarak değerlendirilen dolara talebin yükselmesi ise değerli metaller üzerinde satış baskısı oluşturdu.
Altın yılın ilk aylarında dalgalandı
Ons altın ocak ayında yüzde 12,4, şubatta ise yüzde 8,5 yükseldi. Orta Doğu'da savaşın başlamasının ardından gerilemeye başlayan altın, martta yüzde 11,3, nisanda yüzde 1, mayısta yüzde 1,8 ve haziranda yüzde 11,7 değer kaybetti.
Temmuz ayında yüzde 0,9 yükselen altının ağustostaki performansında, istihdam verilerinin Fed'in faiz artıracağı beklentisini zayıflatması da etkili oldu. Jeopolitik risklerin görece azalması da aynı dönemdeki fiyat hareketlerinde rol oynadı.
Gümüşün onsu 66,5 dolara çıktı
Gümüşte de ağustos ayında güçlü bir yükseliş görüldü. Gümüşün ons fiyatı yüzde 15,4 artarak 66,5 dolara çıktı ve bu değerli metalde de yedi ayın en hızlı aylık yükselişi kaydedildi.
Merkez bankalarının alımları fiyatları destekledi
Vadeli işlem ve emtia piyasaları uzmanı Zafer Ergezen, altındaki yükselişi ABD Hazinesinin uzun vadeli tahvil alımlarını artıracağını açıklamasının ardından gelen tepki yükselişi olarak değerlendirdi. Ergezen, merkez bankalarının altın alımlarının da fiyatları desteklediğini söyledi.
Yüksek hacimli alımların büyük bir kurumsal yatırımcı ya da merkez bankası işlemini andırdığını belirten Ergezen, Çin Merkez Bankasının geçen ay 19 ton altın aldığına ilişkin raporların bulunduğunu ifade etti. Ergezen, merkez bankalarının alımlarının eylül ayı raporlarında görülebileceğini kaydetti.
Ergezen ayrıca geçen ay dolar endeksi, tahvil faizleri ve petrol fiyatlarında kayda değer geri çekilmeler yaşanmadığını belirtti. Bu nedenle altındaki yükselişin tepki alımı niteliği de taşıdığını söyledi.