ABD’de Demokrat seçmenlerin İsrail’e bakışı son dönemde belirgin biçimde değişti. Bu değişim, partinin Orta Doğu politikasını ve eleştiri ile antisemitizm arasındaki sınırı yeniden gündemin merkezine taşıdı.
Gallup’un bu yıl yayımladığı ulusal ankete göre Amerikalıların yüzde 41’i Filistinlilere, yüzde 36’sı ise İsraillilere daha fazla sempati duyuyor. Bu sonuç, Gallup’un 2001’den bu yana tuttuğu ölçümlerde İsraillilerin ilk kez açık üstünlüğünü kaybettiği tablo olarak öne çıktı.
Aynı araştırmada Demokratlar arasındaki fark daha da dikkat çekici. Ankete göre Demokratların yüzde 65’i Filistinlileri desteklerken, yalnızca yüzde 17’si İsraillilere daha yakın duruyor.
Pew’in mart ayındaki araştırması da benzer bir yön değişimini gösterdi. Kuruma göre Amerikalıların 10’da 6’sı artık İsrail’e karşı çok ya da bir ölçüde olumsuz bakıyor; bu oran geçen yıla göre 7 puan, 2022’ye göre ise yaklaşık 20 puan daha yüksek.
Demokratlar ve Demokrat eğilimliler arasında olumsuz bakış oranı yüzde 80’e çıkıyor. Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e saldırısı ve ardından İsrail’in Gazze’de başlattığı savaş sonrasında bu eğilim, parti içi tartışmaları daha da sertleştirdi.
Tartışma, özellikle İsrail’e saldırı silahı gönderilmesi gibi başlıklarda daha açık bir sorgulamaya dönüştü. Hangi eleştirinin meşru olduğu, hangisinin antisemitizm sınırına girdiği sorusu da partinin içinde daha görünür hale geldi.
Third Way ve Hasan Piker polemiği
Bu tartışmanın bir ayağında merkez çizgiyi savunan Demokrat örgüt Third Way yer aldı. Kurumun başkanı Jonathan Cowan, mart ayında Wall Street Journal’da Lily Cohen ile birlikte kaleme aldığı yazıda, sol görüşlü yayıncı Hasan Piker’le yakın durulmasına karşı çıktı.
Cowan ve Cohen, Demokratların Piker’le temas kurmaması gerektiğini savunarak onun partinin ana akımından uzaklaştırılması gerektiğini yazdı. Cowan, Piker’e yakınlaşmanın Demokratları "daha aşırı" gösterdiğini ve partinin kırmızı ile mor eyaletlerde kazanma şansını zayıflattığını ileri sürdü.
Yazıda, 2018’den bu yana merkezci destekli adayların yaklaşık 50 Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi koltuğunu Demokratlara çevirdiği; Piker’in ilişkilendirildiği Our Revolution ve Justice Democrats gibi sol grupların ise bu ölçekte bir başarı göstermediği iddia edildi.
Piker cephesinde ise hedefin tüm Demokratları seçtirmek değil, partinin ağırlık merkezini sola çekmek olduğu vurgulandı. Piker, Demokrat Parti’yi değiştirmeyi uzun vadeli bir dönüşüm olarak tanımladı ve bunun daha kararlı siyasetçiler ile daha kalıcı bir etki yaratacağını söyledi.
Programda Piker’in geçmişteki kimi çıkışları da gündeme geldi. Miley Cyrus hakkında yıllar önce sarf ettiği aşağılayıcı sözler için yanlış yaptığını kabul etti ve bunun bugünkü görüşlerini yansıtmadığını söyledi.
Buna karşılık ultra-Ortodoks Yahudiler için kullandığı aşağılayıcı ifade ve Third Way’in antisemitik bulduğu bazı sözleri için özür dilemedi. "Hamas’ı İsrail’e her zaman tercih ederim" çıkışında da geri adım atmadı ve bu sözün provokatif ama kasıtlı olduğunu savundu.
Bu sert dil, merkezci Demokratların çizmek istediği sınırları daha tartışmalı hale getirdi. Piker, eleştirilerin onu susturmak yerine daha görünür kıldığını ve özellikle İsrail’e ilişkin görüşleri nedeniyle artık eskisinden daha az yalnız hissettiğini söyledi.
Tartışmanın yarattığı sonuç, yalnızca bir yayıncı ile bir parti örgütü arasındaki çekişme değil. Demokrat seçmenin İsrail konusundaki kayması, partinin gelecek dönemde kiminle konuşacağı, hangi dili kullanacağı ve hangi çizgide duracağı sorusunu daha da keskinleştiriyor.