Scott Pelley, Bari Weiss’in Minneapolis’teki protestolara ilişkin 60 Minutes haberine yanlışlık katmaya çalıştığını söyledi. Pelley, ilk görevden ayrılma sonrası verdiği röportajda, Weiss’in haberde protestocuları daha şiddetli göstermek istediğini öne sürdü.
Pelley’nin anlattığına göre tartışma, Şubat ayında yayımlanan ve Renee Good ile Alex Pretti’nin öldürülmesini de ele alan bölümün hazırlık sürecinde yaşandı. Pelley, ekibinin haberi dengeli biçimde hazırladığını düşündüğünü ve yayın saatinden birkaç saat önce üstüne bir e-posta ulaştığını söyledi.
İtirazın odağı protestolar ve Renee Good’un aracı oldu
Pelley, e-postada yer alan ifadeleri birebir hatırlamadığını, ancak mesajın protestocuların daha şiddetli görünmesini istediği yönünde olduğunu belirtti. Aynı mesajda, Renee Good’un aracının da "memura doğru gidiyor" şeklinde tarif edilmesinin istendiğini söyledi.
Pelley ise görüntüde bunun görülmediğini savundu. Good’un tekerleklerinin memura doğru değil, ondan uzaklaşacak biçimde tamamen kırıldığının açıkça seçildiğini söyledi.
Habere göre ekip, istenen değişiklikleri yapmadı. Pelley, Weiss’in sonrasında konuyu bir daha açmadığını da belirtti.
Pelley, haberin Trump yönetiminin bakışına çekilmeye çalışıldığını savundu
Pelley, bu girişimi Trump yönetiminin olaylara ilişkin anlatısına doğru bir yönlendirme olarak gördüğünü söyledi. Ona göre mesele yalnızca tek bir cümle düzeltmesi değil, haberin çerçevesini etkileme çabasıydı.
Weiss’in görevden alınması gerekip gerekmediği sorulduğunda Pelley, bunu açık biçimde savundu ve "Evet" yanıtını verdi. Ayrıca CBS News içinde işleyişin iyi gitmediğini düşündüğünü, kurumda ince bir siyasi yanlılık hissettiğini ifade etti.
Pelley, buna rağmen kurum için umudunu koruduğunu da söyledi. CBS News için "bunu kurtarabiliriz" sözlerini kullandı ve mevcut tabloyu sert bir dille eleştirerek yapının ağır baskı altında olduğunu anlattı.
Röportaj, Pelley’nin görevden ayrılmasının ardından kurum içi tartışmaları yeniden öne çıkardı. Özellikle haberin nasıl çerçevelendiği ve editoryal bağımsızlığın hangi sınırlar içinde korunacağı sorusu yeniden gündeme taşındı.