Sudan'ın geleneksel altın madenciliği, ABD ve Avrupa Birliği'nin art arda uygulamaya koyduğu yaptırımlarla sarsılıyor. Bu adımlar, ülkenin en önemli istihdam ve döviz kaynaklarından birini hedef alıyor.
ABD'nin Sudan'a yaptırım kararı
ABD yönetimi, Sudan'ın kimyasal silah kullandığı iddiasıyla 20 Temmuz'da yeni yaptırımları yürürlüğe soktu. Bu yaptırımlar, Sudan'ın uluslararası finans kuruluşlarından kredi veya yardım almasını engelliyor. Gıda ve insani yardım malzemeleri hariç çoğu ABD ürününün Sudan'a ihracatı da yasaklanıyor.
Hartum yönetimi, kimyasal silah kullanımı iddialarını reddediyor. Sudan hükümeti, iddiaları araştırmak üzere ulusal bir komisyon kurdu ve ABD'den elindeki kanıtları açıklamasını talep etti.
Avrupa Birliği altın ithalatını yasakladı
Avrupa Birliği Konseyi, 13 Temmuz'da Sudan menşeli altının alımını, ithalatını ve transferini yasakladı. Aynı kararla, altın madenciliğinde kullanılan cıva ve siyanürün Sudan’a satışı, tedariki ve ihracatı da durduruldu. Konsey, altının çatışmanın finansmanında önemli bir gelir kaynağı olduğunu savundu.
İngiltere ise 16 Temmuz’da, Sudan’daki savaşı körükleyen yasa dışı altın ticareti ağlarına yaptırım uyguladı. Hem Hızlı Destek Kuvvetleri’ni hem de Sudan ordusunu finanse ettiği belirtilen 11 kişi ve kuruluşu hedef aldı.
Ekonomik etkileri derin olacak
Bankacılık analisti Walid Dalil, ABD yaptırımlarının çok taraflı kalkınma finansman yollarını en az bir yıl süreyle kapatacağını, daha az şeffaf ve maliyetli alternatif kanallara yönlendireceğini söyledi. Dalil ayrıca, savaş nedeniyle zaten zayıflamış olan muhabir bankacılık ilişkilerinin daha da derinleşeceğini ve ödeme altyapısı projelerinin sekteye uğrayacağını belirtti.
Dalil’e göre yaptırımlar, sanayi ve teknik girdilerin ithalatını zorlaştıracak, savaş sonrası üretim kapasitesinin yeniden devreye alınmasını baltalayacak ve Sudan Merkez Bankası’nın likidite ile döviz kurunu yönetme kabiliyetini zayıflatacak.
4 milyon kişinin geçim kaynağı tehlikede
Güney Sudan’ın 2011’de ayrılmasının ardından petrol gelirlerinin yüzde 75’ini ve döviz girdisinin yüzde 90’ını kaybeden Sudan’da geleneksel altın madenciliği hızla büyüdü. Başlangıçta 500 bin kişiye istihdam sağlayan sektör, savaş öncesinde 2 milyona, savaşın patlak vermesinin ardından ise 4 milyon çalışana ulaştı.
Resmi verilere göre, Sudan’ın altın üretimi 2017’de 107 tonla zirve yaptıktan sonra 2023’te savaşla birlikte 6,4 tona kadar düştü. Üretim 2024’te 64 tonu, geçen yıl 70 tonu aştı. Bu yılın ilk yarısında ise 36 ton altın çıkarıldı.
Bakan ve ihracatçılar endişelerini dile getirdi
Sudan Maliye Bakanı Cibril İbrahim, Brüksel’de Avrupa Parlamentosu yetkilileriyle yaptığı görüşmede, altın sektörüne yönelik yaptırımları reddettiklerini söyledi. İbrahim, özel sektörün altın madenciliğinin yaklaşık yüzde 80’ini elinde bulundurduğunu, dolayısıyla yaptırımların geniş bir kesimi doğrudan etkileyeceğini ve iş kayıplarına yol açacağını vurguladı.
Altın İhracatçıları Birliği Başkanı Abdulmünim es-Sıddık ise Avrupa yasağının altın ihracatını olumsuz etkileyeceğini, kaçakçılığı teşvik edeceğini ve resmi kanallardan elde edilen geliri düşüreceğini dile getirdi. Sıddık, cıva ve siyanür tedarikine getirilen kısıtlamanın fiyatları artıracağını, üretim maliyetlerini yükselteceğini ve küresel fiyatlar düşerken üreticinin kazancını azaltacağını belirtti. Sıddık, altın fiyatının Sudan poundu döviz kurunun belirlenmesinde ana etken olduğunu hatırlattı.
BM'den savaş ekonomisi uyarısı
Birleşmiş Milletler, 15 Temmuz’da Sudan’daki savaş ekonomisinin çatışmayı uzatan ana faktör haline geldiği uyarısında bulundu. BM, altının yanı sıra arap zamkı gibi doğal kaynakların sömürülmesinin askeri operasyonları finanse ettiğini ve küresel tedarik zincirlerini insan hakları riskleriyle karşı karşıya bıraktığını kaydetti.
Öte yandan arap zamkı, 1990’lı yıllardaki ABD yaptırımlarında insani mal statüsüyle muaf tutulmuştu; bu muafiyet Hartum’daki yönetim değişikliklerine rağmen fiilen devam etmişti.