ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, enerji dönüşümü, savunma sanayisi ve yapay zeka teknolojilerinin ihtiyaç duyduğu kritik minerallerde Çin’e bağımlılığı azaltmak için üretimden geri dönüşüme uzanan bir politika yürütüyor. Bakır, lityum ve grafitin işlenmesi ile rafinajının büyük ölçüde ülke dışında yapılması, ABD’nin tedarik zincirlerinde dışa bağımlı kalmasına yol açıyor.
Kritik mineraller güvenlik politikasının parçası oldu
ABD’de kritik mineraller ile 17 özel elementten oluşan nadir toprak elementleri, yalnızca ekonomik ham madde olarak görülmüyor. Trump bu kaynakları ulusal güvenlik, savunma sanayisi ve Çin’e olan stratejik bağımlılığın azaltılmasıyla birlikte değerlendiriyor.
Trump, göreve başlarken ilan ettiği Ulusal Enerji Acil Durumu kapsamında ABD’nin enerji ve kritik mineraller alanındaki üretim, işleme, rafinaj ve altyapısının ülke ihtiyaçlarını karşılamadığını söyledi. Kritik mineralleri enerji güvenliği, imalat, ulaşım, tarım ve savunma alanlarıyla bağlantılı bir başlık olarak tanımladı.
Üretim ve tedarik zinciri ülke içinde genişletilecek
Yönetimin planı, kritik minerallerin madenciliğinden işlenmesine ve geri dönüşümüne kadar uzanan tedarik zincirlerini ABD içinde yeniden kurmayı öngörüyor. Böylece başta savunma sanayisi ve yapay zeka teknolojileri olmak üzere stratejik sektörlerin ihtiyaç duyduğu malzemelere erişimin güvenceye alınması amaçlanıyor.
Bu çerçevede Alaska’daki Ambler Road projesinin yeniden canlandırılması ve kritik mineral yataklarına erişimin artırılması planlanıyor. Proje, ulusal güvenlik, ekonomik büyüme ve yabancı kaynaklara bağımlılığın azaltılması gerekçeleriyle ilişkilendiriliyor.
Trump, kritik mineraller ile geri kazanılabilir stratejik malzemelerin ABD ulusal savunması için gerekli olduğunu belirten başkanlık kararını da imzaladı. Karar, Ticaret Bakanlığına gerektiğinde bu malzemelerin ihracatını kısıtlama yetkisi verirken yönetim kritik mineraller ve batarya projeleri için 3 milyar dolarlık yatırım açıkladı.
Ukrayna ve müttefiklerle kaynak ortaklıkları
Çin’in kritik mineraller ve nadir toprak elementlerindeki güçlü konumuna alternatif oluşturmak isteyen Trump yönetimi, farklı ülkelerle stratejik ortaklıklar geliştiriyor. Trump, ABD’nin Ukrayna’ya mali desteği karşılığında Kiev’in nadir toprak elementleri ile diğer minerallerine erişim sağlayacak bir anlaşma yapılmasını istediğini söyledi.
ABD ile Ukrayna arasında imzalanan anlaşma, iki ülkesinin gelecekteki doğal kaynak projelerinde ekonomik pay ve stratejik erişim elde etmesini öngördü. Kapsamı yalnızca nadir toprak elementleriyle sınırlı kalmayan anlaşma, geniş bir yelpazedeki yer altı kaynaklarını içerdi.
Trump, Avustralya ile kritik mineraller ve nadir toprak elementleri alanında yapılan anlaşmayı fırsatları genişletecek bir adım olarak niteledi. ABD yönetimi ayrıca Avustralya, Japonya, Güney Kore, Singapur ve İsrail’in katılımıyla "Pax Silica" koalisyonunu hayata geçirdi.
Stratejik rezerv ve ticaret bloğu arayışı
Trump, ABD’nin Grönland’a sahip olması gerektiğini belirterek bu yaklaşımını ulusal güvenlik gerekçesiyle açıkladı. Aynı dönemde ABD’nin ilk Stratejik Kritik Mineraller Rezervi’nin oluşturulduğunu duyuran Trump, rezervi acil durumlarda sivil kullanım için kritik minerallerin stoklanması olarak tanımladı.
Trump ayrıca federal kurumların kritik mineraller ve diğer stratejik malzemelerde ABD kaynaklı tedarike yönelmesini istedi. Yönetim, lityum, kobalt, nadir toprak elementleri, antimon, grafit ve tungsten gibi minerallerde Çin’in fiyatlama ve arz üzerindeki etkisine karşı batılı ülkeler arasında bir ticaret bloğu oluşturma fikrini ilerletti.
Beyaz Saray, finansman gücünü kullanarak Güneydoğu Asya ülkelerinden Suudi Arabistan’a kadar uzanan bir ortaklık ağı kuruyor. Maden işletmeciliğinden mıknatıs üretimine kadar farklı aşamaları kapsayan işbirliklerinde, EXIM ve DFC bankaları aracılığıyla mineral projelerinin finansmanının genişletilmesi planlanıyor.