Uluslararası insan hakları kuruluşları, 2026 Dünya Kupası’nın ABD’de başlayacak bölümünde göçmenlik politikaları ve sınır uygulamalarının turnuvanın "güvenli ve kapsayıcı" olacağı yönündeki vaatlerle çeliştiğini belirterek uyarıda bulundu. Kuruluşlar, turnuva çevresinde taraftarlar, gazeteciler, işçiler ve yerel topluluklar için gözaltı, sınır dışı ve keyfi sorgulama riskinin bulunduğunu savunuyor.
Aralarında Sport & Rights Alliance, Human Rights Watch, Amnesty International ve ACLU’nun da yer aldığı kuruluşlar, FIFA’nın ABD makamlarından kamuya açık ve net güvenceler almasını istiyor. Bu güvencelerin; stadyumlarda, taraftarlar için kurulan toplu izleme ve ağırlama alanlarında, ayrıca turnuva etrafındaki etkinliklerde göçmenlik denetimi yapılmamasını kapsaması gerektiği belirtiliyor.
FIFA’dan somut güvence talebi
Human Rights Watch, bu talebi "ICE ateşkesi" olarak tanımladı. Örgüt, maçlar ve turnuva alanları çevresinde göçmenlik operasyonlarının askıya alınması için FIFA’nın Trump yönetimi üzerinde baskı kurması gerektiğini savunuyor.
Sport & Rights Alliance İcra Direktörü Andrea Florence, ABD’deki göçmenlik politikalarının ve sert siyasal söylemin yalnızca göçmenleri değil, turnuvaya katılacak taraftarları, gazetecileri ve çalışanları da etkileyen tehlikeli bir ortam yarattığını söyledi. Kuruluşlar, vize engelleri, sınırda ayrımcı sorgulamalar, sosyal medya kontrolleri, polislik uygulamaları ve ICE operasyonlarını öne çıkararak turnuvanın haklar açısından kırılgan bir zemine taşındığını ifade ediyor.
Beyaz Saray eleştirileri reddediyor
Beyaz Saray ise bu eleştirileri kabul etmiyor. Trump yönetimi, turnuvanın güvenli ve başarılı biçimde düzenleneceğini savunuyor ve hak örgütlerinin uyarılarını siyasi amaçlı bir korku kampanyası olarak nitelendiriyor.
FIFA Başkanı Gianni Infantino da daha önce turnuvanın herkese açık ve kapsayıcı olacağı konusunda güvence vermişti. Buna karşın hak örgütleri, FIFA’nın insan hakları taahhütlerinin sahadaki riskleri karşılamaya yetmediğini, özellikle ABD bölümünde somut ve bağlayıcı güvencelerin eksik kaldığını söylüyor.
ABD içinde de seyahat uyarıları yayımlandı
Uyarılar yalnızca uluslararası örgütlerle sınırlı kalmadı. ABD’de 120’den fazla sivil toplum kuruluşu, Dünya Kupası için ülkeye gelecek milyonlarca kişiye yönelik bir seyahat uyarısı yayımladı.
Bu kuruluşlar, ABD’de insan hakları ortamının kötüleştiğini ve ziyaretçilerin keyfi giriş reddi, gözaltı, tutuklama ya da sınır dışı riskiyle karşılaşabileceğini bildirdi. Uyarıda özellikle göçmenler, Müslümanlar, Latin Amerikalılar, siyahlar, Filistin yanlısı açıklamaları olan kişiler, gazeteciler ve protesto hakkını kullanabilecek ziyaretçilerin daha büyük risk altında olabileceği vurgulandı.
Amnesty: Kapsayıcılık iddiası sınanıyor
Amnesty International da mart ayında yaptığı açıklamada FIFA ve ev sahibi ülkelere, turnuvanın taraftarlar ve yerel topluluklar için bir hak tehdidine dönüşmemesi gerektiğini hatırlatmıştı. Kuruluş, ifade özgürlüğü, barışçıl protesto hakkı ve ayrımcılık yasağı üzerindeki kısıtlamaların Dünya Kupası’nın "güvenli, sıcak ve kapsayıcı" olacağı iddiasını zedelediğini savunuyor.
Örgüt, FIFA’nın ABD makamlarından siyasi görüşü, göçmenlik statüsü ya da kimliği ne olursa olsun herkes için güvenli alan taahhüdü alması gerektiğini belirtiyor.
Ekonomik etkiler ve rezervasyon baskısı
Korku ikliminin ekonomik yansımalarına ilişkin uyarılar da artıyor. Amerikan Otel ve Konaklama Birliği’nin aktardığı verilere göre, Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak ABD kentlerinin büyük bölümünde otel rezervasyonları beklentilerin altında seyrediyor.
Bazı kentlerde otel işletmecileri, turnuvadan beklenen turizm artışının gerçekleşmeyebileceğini söylüyor. BBC’nin 20 Mayıs tarihli haberinde rezervasyonların neredeyse bütün ev sahibi kentlerde öngörülerin gerisinde kaldığı belirtilmişti. Reuters ise daha önce uçuş ve otel rezervasyonlarında artış görülmesine rağmen son dönemdeki göçmenlik baskınlarının ve sınır politikalarının talep üzerindeki etkisinin henüz tam ölçülemediğini aktarmıştı.
ICE baskınları merkezde
Hak örgütlerine göre riskin merkezinde ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza biriminin operasyonları bulunuyor. Los Angeles, Chicago ve New York gibi büyük kentlerdeki gözaltılar ve sınır dışı işlemlerinin göçmen topluluklar üzerinde baskı yarattığı belirtiliyor.
ACLU, Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak kentlerin bir bölümünün son dönemde yoğun göçmenlik denetimi, gözetim uygulamaları ve güvenlikçi tedbirlerle gündeme geldiğini ifade ediyor. Bu nedenle yalnızca stadyumların değil, ulaşım hatlarının, taraftar alanlarının, otellerin, çevre mahallelerin ve işçi konaklama alanlarının da güvence altına alınması isteniyor.
Yerel yönetimler ile federal yetki gerilimi
Bazı yerel yönetimler federal göçmenlik uygulamalarıyla aralarına mesafe koymaya çalışıyor. Reuters’ın haberine göre Los Angeles emniyeti, Dünya Kupası alanlarında sivil göçmenlik denetimi yürütmeyeceğini açıkladı.
Ancak hak örgütleri, yerel polislerin bu tür açıklamalarının tek başına yeterli olmadığını savunuyor. Gerekçe olarak, ICE ve diğer federal kurumların yetki ve gücünün yerel güvenceleri aşabilmesini gösteriyorlar.
Turnuvanın anlamı büyüyor
2026 Dünya Kupası, ABD, Kanada ve Meksika’nın ortak ev sahipliğinde düzenlenecek. Turnuva 48 takımlı yeni formatıyla 11 Haziran’da başlayacak ve 19 Temmuz’da sona erecek.
FIFA açısından organizasyon, futbolun Kuzey Amerika’daki en büyük vitrini olarak sunuluyor. Hak örgütleri açısından ise aynı turnuva, küresel spor organizasyonlarının göçmen hakları, basın özgürlüğü, protesto hakkı ve ayrımcılık yasağı bakımından nasıl bir sınav verdiğini gösterecek.
Bu nedenle tartışma yalnızca spor güvenliği başlığında kalmıyor. Dünya Kupası’nın çevresinde oluşan atmosfer, milyonlarca insanı bir araya getirmeyi hedefleyen bir organizasyonun aynı anda bazı topluluklar için gözaltı ve sınır dışı korkusunu büyütüp büyütmediği sorusunu gündemde tutuyor.